Peder Augustín ve Amerikalı maymunbilimciler

Shintuya, Madre de Dios nehri üstünde, yolun sonuymuş. Oradan tekne bulursak 3-4 günde Puerto Maldonado'ya ineriz diye hesap ettik: sonrası Allah kerim. Cuzco'dan kamyonla iki günlük yol. Gece Pilcopata'da ikiz Rum madamların hanında kaldık, o da ayrı hikâye, başka zaman anlatırım. Amazon cangılının en derin kısmına daldık. Hayatta görmediğimiz cinsten punk kelebekler yer yer halı gibi yolu kaplamışlar, kamyon dalınca milyonlarcası birden havalanıyor.

Shintuya uyduruk bir yer. Bir yanda iskele komutanının evi, öbür yanda Katolik misyonu, okul, revir, beyaza boyalı kilise, o kadar. Buradaki kızılderililer dağlılardan farklı bir tür, kısa boylu. Giydirilmişler, belli ki, ama kırmızı popolu maymunlar gibi, takım taklavat açıkta. Peder Augustín'le tanıştık. Gözlüklü, zayıf, utangaç, laboratuvar asistanı kılıklı biri. Dilediğimiz yerde çadır kurabilirmişiz. Kendisi on senedir buradaymış. Hem öğretmen hem doktor hem papazmış. Hırsızlıktan şikâyetçiymiş. Bir de kadınlar fırsat bulunca madenlere kaçıp fahişelik yapıyormuş. "Belki size ihtiyaçları yok" dedim, provokasyon için. "Yetişkinlerde haklı olabilirsin," dedi. "Ama çocukların neye ihtiyacı var bilebilir miyiz?" Ağır cevaptı. 27 yıldır aklımdan çıkmamış.

Ertesi gün Rio Manú'dan aşağı, saç baş dağınık, iki Amerikalı kız geldi. Önce ayna istediler, yüzlerine baktılar, yabanlıklarına şaşarak. Üç aydır ormandaymışlar. Gece maymunlarını incelemişler. Zooloji teziymiş. Gündüz yatıp gece ağaçlarda oturmuşlar. Oradaki yerlilerin ekolojik dengesi bozulmasın diye her türlü modern nesneden kendilerini arındırmışlar: konserve yok, çakmak yok, ayna yok, alkol kesin yok. Görürlerse almak isterlermiş. "Onların kültürünü bozmaya ne hakkımız var?" Argüman bu!

Gece ateş başında tartışma çıktı. Osman siyasi doğruculuktan şaşmaz, kızların tavrını anti-emperyalist buldu. Ben bir aşağılama sezdiğimi söyledim. Aşırı alınganlık yaptılar, küsüp çadırlarına çekildiler. Üç aydır insan yüzüne çıkmamış olmanın etkisi, belki, ya da üç ayın susuzluğuyla yutulan bir şişe aguardiente'nin etkisi.

Sonradan düşündüm, kızların aradığıyla Peder Augustín'inki o kadar farklı değildi: bir tür, benliğini aşma çabası. Ama Peder Augustín'de sanki daha bir cömertlik varmış gibi geldi.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41