Tahrir'e Davet

Yıkımların 21-22 Şubatta gerçekleştirileceği Şirince halkına tebliğ edildi. Köyde panik ve ümitsizlik havası esti. Birkaç toplantı yaptık. Sair zamanda mangalda kül bırakmayan arkadaşların, dozerler geldiğinde kaçacak delik arayacağı anlaşıldı. Yolu bloke etmek için sen traktörünü getirecek misin? "Ehem, Sevan abi, bizim traktör tamirde ama ben bir enişteme sorayım."

Seferberlik ilan ettik. Oteli 9 Marta kadar ticari işletmeye kapattık. Bütün Türkiye'yi Şirince'de direnişe çağırmaya karar verdik. Hem bizde hem Matematik Köyünde lojistik tahkimat yaptık. Yıllık izindeki personeli geri çağırdık. Tanıdık TIRcıları, iş makinası operatörlerini seferber ettik. Köyün tek giriş noktasındaki çirkin alanı gerekirse kimseden izin almadan iş makinalarıyla kazıp elbirliğiyle güzel bir meydancık inşa etmeye ve adını Tahrir Meydanı koymaya karar verdik.

Unutan varsa hatırlatayım. Tam o günlerde Mısır'da devrim olmuş, Tahrir Meydanında toplanan ahali Hüsnü Mübarek'in 25 yıllık diktatörlüğünü devirmişti.

Sevan Nişanyan'dan Tahrir'e Davet

(13 Şubat 2011, facebook)

Şirince'deki Nişanyan Evleri Selçuk Kaymakamlığının emriyle bugünle 9 Mart arasında belirsiz bir tarihte yıktırılacak. 9 Mart'tan önce Şirince'ye gelin, varlığınızla bize güç verin, bu zor ve güzel günlerde yanımızda olun.

Banalliğin zaferi

Son anda beklenmedik bir gelişme olmazsa Nişanyan Evleri önümüzdeki on-onbeş gün içinde yıkılacak. Selçuk Kaymakamlığı 18 Ocakta yıkım işini ihale etmiş. İşi alan müteahhidi gidip bulduk. Eski bir gardiyanmış; konuşulabilecek biri izlenimini vermedi.

İlk partide ana binamız olan Köşk'ü, ilk göz ağrımız Kerevetli Ev'i, bir de Nesin Vakfı'nın malı olan Hamamlı Ev'i yıkacaklarmış. İl Özel İdaresi ihale şartnamesine bilhassa not düşmüş, bunlar tamamen yıkılacak, yarım iş yapılmayacak, molozu da kaldırılacak diye. Yanısıra köyde başkalarına ait birkaç çardak, müştemilat vs. yıkılacakmış. Bunlar ilk raunt. Daha sırada İlyastepe'deki bağevleri, mermer havuz, kule, kümesler, personel evi ve kendi evim var. Yaza kalmaz onlara da sıra gelir.

"Yok canım daha neler" diyor insan tabii. Biz de hep öyle dedik. Bu kadar manasız vahşet olmaz, bunlar BİLE bu kadar mantıksız iş yapamaz diye kendimizi inandırdık. Ortada başkasının hakkına tecavüz yok. Bu evler bana zarar verdi diyen kimse yok. Yıkacakları apartman filan değil; yüzlerce yıllık usullerle yapılmış mütevazı, sevimli köy evleri. Bugüne dek yerli yabancı binlerce kişiye mutluluk vermişler. Sit alanını bozdu deseniz, zaten Şirince'nin tarihi dokusu denen şey bunun gibi birkaç evden ibaret; "tarihi Şirince" diye zaten gelip bizim evlerin fotoğrafını çekiyorlar. İmar planına aykırı deseniz, imar planı her tarafından dökülen bir fiyasko; bugün olmasa yarın iptal edileceği kesin.

Görebildiğim kadarıyla işin içinde bir ekonomik çıkar, bir rant beklentisi de yok.

Peki ne var? Söyleyeyim ne olduğunu: Bu evler Devletten izin alınmadan yapıldı! Suç budur. Yıllar önce ilk evleri yaparken izin istedim, yalvardım, kapılarında bekledim, pis pis hakaretlerini sineye çektim, dünyanın parasını ve zamanını harcadım. Sonra yetti gayrı deyip yoluma gittim. Bir daha da kapılarını çalmadım.

Makamı dışında bir var oluş nedeni olmayan kapı kulları için bundan daha büyük suç yoktur. Mevcudiyetlerinin yegâne temeli olan "mevzuatın" namusunu korumak için gözlerini kırpmadan cinayet işlerler. İşliyorlar.

Bir rüyanın sonu

Yıkarlarsa oniki yıllık bir rüyanın sonu gelmiş olacak. Bu devirde, bu memlekette, modern şehir hayatının dışında DA uygar, güzel ve üretken bir yaşam kurulabilir mi? Kurmaya çalıştım. Kurulabileceğini insanlara göstermeye çalıştım. Görüldü ki kolay değilmiş.

Haset, ırkçılık, cehalet ve zorbalık, cehennemin dört atlısı gibi insanın üstüne çullanırmış.

"Yıksınlar daha güzelini yaparsın" diyenler oluyor, moral vermek için. Yok, kazın ayağı öyle değil. 12 yılda kazandığım her kuruşu bu evlere yatırdım. Birikmiş param yok, altından kalkamam. Şevkim de kalmadı. Yaşım da artık müsait değil.

Olsa da zaten mesele o değil. İşin özü, böyle bir hezimetin utancını kaldıramam. "Bu memlekette sana Hodri Meydan Kulesi diktirmezler" deyip beni akıl yoluna çağıran insanlara hep kulak tıkadım; onların yüzüne bir daha bakamam. Devlet yönetmekle alçaklığın eş anlamlı sayıldığı bir ülkeye yatırım yapılmaz, çocuklarının rızkını burada çarçur etme diye yirmi seneden beri başımın etini yiyenlere karşı boynum bükük kalırım. Daha geçen ay Paris'te "Türkiye'de güzel şeyler oluyor, iyimser olmak lazım" diye nutuk attığımda hayretle yüzüme bakanların gülmesine tahammül edemem.

Böyle bir şeyin ardından nasıl ve hangi hakla yaşamaya devam ederim, bilmiyorum.

Üzgün müyüm, depresyonlara mı düştüm? Hiç değil. Uzun zamandır kendimi bu kadar zinde ve neşeli hissetmemiştim desem belki şaşarsınız ama durum bu. Doğru olanı yaptım. Bir daha baştan başlasam gene aynısını değil, fazlasını yapardım. Sonuna kadar mücadele edeceğim. Kaybedersem de gereğini yapacağım. O kadar. Netlik güzel şey. İnsana şevk geliyor.

"Güvercin tedirginliği" filan beklemeyin benden. Bendeki, olsa olsa, devekuşu inadı.

Şirince'ye davet

Desteğinize ihtiyacım var. Hem de çok.

Ama ona buna mail atmakla, protesto yazıları yazmakla, bakanlara telefon etmekle bir yere varılacağını sanmıyorum. Onu geçin. Daha etkili bir şey yapalım. Buyurun Şirince'ye gelin. Varlığınızla bize güç verin. Bu zor ve güzel günlerde yanımızda olun.

Bugünden 9 Mart'a kadar Nişanyan Evleri'nin ve Nesin Matematik Köyü'nün kapılarını herkese açıyoruz. Buyurun misafirimiz olun. Yüz kişiye kadar yerimiz var, yetmezse elbet bir çare buluruz. Müzik ya da tiyatroyla uğraşan eşiniz dostunuz varsa onları da çağırın, bir şeyler organize edip eğleniriz. Hep beraber bu alçaklara meydan okuruz.

Kimbilir, belki Şirince'de el birliğiyle bir ufak Tahrir Meydanı da inşa ederiz.

Tanıdığınız HERKESİ davet edin lütfen. Bu mektubu tanıdıklarınıza iletebilirsiniz; dilediğiniz yerde yayımlayabilirsiniz.

Burada badem ağaçları çiçek açtı bile. Gelin, baharı beraber karşılayalım.

Yorumlar

• cesur adam, gercekten insanlar sizin kadar cesur olsalar bu zorbalar ortalikta dolasamazlardi!

• Bu zihniyet hep yıktı zaten, onun bildiği şey yıkmak. Bakın etrafı-nıza, göreceksiniz ki yapılmış güzel eserlerin altındaki isimler hep Sevan, Kirkor, Yorgo, Vasil vs.. Maalesef nadirattan rastlanıyor Ahmet, Mehmet imzalarına. 2011'de hala aynı kafalar...

• Yikarlarsa onca emek heba olur, dogru. Ama uzun vadede siz buyuk kazanirsiniz. Boyle vandallik bu devirde fayda getirmez. O is-ler eskidendi.

• o güzelim evlere nasıl kıyılacak.. korumanın bir yolu olmalı

• evlerin arkasındaki hedef sevan beyi bitirmek. Bu apaçık ortada. Benim tanıdığım Sevan bey bu işte. çarpışmadan düşmeyecek!

• İzmir'in üçte ikisini gecekondularla dolduracaksın, bütün tarihi ve ekolojik alanları kendi adamlarına peşkeş çekeceksin, 70'li yıllardan itibaren Ege kıyıları boyunca beton dökülmemiş tek bir sahil bırakmayacaksın, o bölgede 50 yıldır süregiden talanın, hırsızlığın ve kentsel rantın adını kalkınma koyacaksın, sonra da kalkıp tüm bu pisliklerin bedelini Şirince'nin en karakteristik yapılarını yıkarak temizleyeceksin öyle mi

• bu devlet "fark"tan nefret ediyor. nerede gorurse eziyor. hak hukuk da dinlemiyor, vicdan desen hic yok

• bu bi çılgınlık!!! yapılamazzz!!

• Şirincenin sizin yaşamınızda ne anlam taşıdığını gayet iyi anladığımı sanıyorum. Yıkılacak olan yalnızca sizin binalarınız değil, onlarda vücut bulmuş olan yaşamınız. Aslında yıkılan o, sizin yaşamınız. Beni isyana iten de işte aslında bu. Aklın durduğu noktadayız.

• Arkadaslar, Dostlar;

Çin'de oldugum icin davete katilamiyacagim. Eger davet'e katilma imkaniniz varsa cok degerli birisinin cok degerli onderligine, bu memlekette nelerin yapilabileceginin ispatina, kohnelesmis zihniyetin bizleri nerelere surukliyebileceginin ornegine taniklik etmis olursunuz. Tek katlanacaginiz sey boyle bir toplumda bir birey olma utanci..

• Türkiye'de maalesef gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğimiz, bizim gibi butik acentelerin çalışabilecekleri yerlerin sayısı son derece az. Çoğunlukla en güzel yerleri katletmekte, bir şekilde sakil, zevksiz yerler ortaya çıkartmakta üstümüze yok maalesef. Nişanyan Evleri gerek işletmesi gerekse yapılarıyla örnek alınması gereken bir yerken bu şekilde nasıl yıkılabilir ? Bunu duyduğuma inanamıyorum, böyle bir yıkım nasıl olabilir ? Size destek olmak için neler yapabiliriz ... eğer yıkım için geleceklerse kesin yıkarlar ... orada büyük bir kalabalıkla buna karşı durabilir miyiz ?? Bilemiyorum ama en azından denemedik demeyiz... Ben 19 Şubat tarihinde gelebilirim bir arkadaşımla. Kalbimiz, dualarımız sizinle olacak

• yolladığın maili yüreğim ezilerek okudum. Binlerce insan gibi benim ve Eylem'in de ne çok anısı var o güzelim evlerde. Böylesi bir zalimliğin Buda heykellerini bombalayan Taliban militanlarından bir farkı yok.

• evet çevik kuvvet , asker , belediye zabıta olmadı sivil savunma ekiplerinden de destek alsınlar.... kalbimiz sizinle duamız sizinle. insanın içi sızlıyor..

• Her şey bir yana, kendine has bir ruhu, rengi olan bir dünya yarattınız Şirince'de. Çok da büyük emek verdiniz. Adeta bir 'Derviş bahçesi ' yarattınız. Ruhunu temizlemek, yinelenmek isteyen herkesin açık adresi oldu. Sadece elinize değil, yüreğinize de sağlık. Yanınızdayım. Orada olacağım.

• Yaziklar olsun o guzel insiyatifi yikmaya calisanlara!! Yuh olsun.

• Bu yikim karari Turkiye Cumhuriyetinin yuz karasidir. Buna karsi cikmayan hic bir zaman karanliktan aydinliga cikamaz. Debelenip durur!!

• "Dünya hiç te senden eylemlerde ve özverilerde bulunmanı istemiyor; yaşam, kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar, radyo dinlemeler ve televizyon izlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir. Kim bunun başka türlüsünü ister, kim ki gönlünde yiğitliği ve güzelliği barındırır, kim ki boyun eğmez haksızlığa baş kaldırır savaşır, işte o bir delidir, Don Kişot'dur." İyi ki bir delinin yolu da Şirince'den geçti...

• Sabah uyanınca ''yarabbi ne güzel bir yerdeyim''demekten bıkılmayan bir mekan,hangi akla hizmet yok edilir.

• gerçekten çok üzgünüz ve böyle seyirci kalıyor gibi bu duruma düşmek üzüntümüzü derinleştiriyor... bu devlet aklından, bu bürokratik üçkağıtçılıktan ve kanuni ahlaksızlıklardan gerçekten bıktık, usandık... imkanları zorlayıp gelmenin yollarını düşünürken böyle erkene gün almaları da ayrı bir sinsilik. kötünün bir de si...nsi olanı daha beter.

• Bu nasıl birşey Allah aşkına, yıkacak yer mi kalmamış da sıra Şirince'ye geldi. Huzur bulduğumuz, keyifle kaldığımız cennet köşelerden biri Şirince, İzmir Valiliği bir etrafına bakınsın, çarpık kentleşme yüzünden o kadar yıkılacak yer var ki Şirince'ye gelene kadar!...

Perihan Mağden: akıl alır gibi değil. ama örgütlenmiş kötülük - ideolojik kötülük böyle bir şey. akla değil bindiği dalı kesmeye bu sefaleti bir yordam haline getirmeye dayalı. hiç Şirince'ye gitmediğime mi yanayım neye yanayım? içim cızzz etti emeklerine yapılmak istenenlere. belki de 1 halt etmezler. bunların kötülükleri tam sıkı örülmüş - örgütlenmiş (Alman modeli ) de değildir zira.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28