Rahmi Batur: Aman Nişanyan, Değneği Elden Bırakma

Kürt siyasi hareketinin Almanya'da yayımlanan resmi yayın organı Yeni Özgür Politika gazetesinde 3 Mart'ta enfes bir köşe yazısı yayımlandı. Sitemde paylaştığım için beni PKK yandaşlığıyla suçlayanlara gülüp geçtim.

(3 Mart 2011, Yeni Özgür Politika)

Rüzgar eken, fırtına biçmeye hazırlıklı olmalı değil mi? Hiç değilse, fırtınayı biçerken, şaşırmamalı, hele 'Bu fırtına da nerden çıktı?!' diye, hayretle sormamalı... Ama öyle olmuyor. Şaşırıyorlar. Hayretten hayrete gark oluyorlar... Nitekim Hrant Dink'i vuranlar karşılarında Sevan Nişanyan'ı bulunca, şaşırmakla kalmadılar, kafayı sıyırdılar...

Ne kadar farkındasınız bilmiyorum, Türk devletinin ana akımı, toplarimhaeder damarı Kemalizmin bir de Sevan Nişanyan meselesi var artık. Onu bitirmek, susturmak istiyorlar.Yapamıyor olmaları (ki bu ilktir, vurmak isteyip de vuramadıkları olmamıştı şimdiye kadar) çıldırmalarına neden oluyor.

Sevan Nişanyan bu memleketin en donanımlı entelektüellerinden biri olsa da (entelektüellerden biri de, lafın gelişi ha... en donanımlısı demekte, hiçbir beis görmüyorum gerçekte) turizm işleriyle uğraşan, kendi halinde ve işleri de tıkırında giderken, Hrant Dink'i vurmaları üzerine, öfkesine ve vicdanına yenik düştü... Kendi deyimiyle, bu memlekette öyle güvercin tedirginliği ile yaşanamazdı, nerede bir köpek görsen, değneği alıp üzerine gitmen gerekiyordu.

Öyle de yaptı...Bütün ince hesapları bir kenara fırlattı ve ilk elden, zaten arkadaş çevresiyle yaptığı tartışmalar sırasında, Kemalizmin kaygan bir zeminde buz patinajı yaptığını, fark ederek, onları kaçamayacakları bir köşeye sıkıştırmak için, sorulardan müteşekkil 'Yanlış Cumhuriyet' kitabını yayınladı.

Oysa bu kitabı yazmaya başladığında, bu kadar radikal bir kitap murad etmemiş, daha orta yoldan bir şey düşünmüş, ama gerçekler onu daha radikal bir noktaya sürüklemiş. Arkadaş çevresinin tavsiyelerine uyarak da, kitabı yayınlamaktan vazgeçmiş. Beladan kaçmış yani... Ama Hrant'ın vurulmasıyla, bela onu arayıp bulmuş. O da hiç eyvallah dememiş...

Reste rest çekmiş.Tarih ve siyaset yazıları bir yana, Taraf gazetesindeki Kelimebaz köşesinde yazdıkları, Hrant'ı vuran, vurduran şemamok taifesini çıldırtmaya yetti... Sadece onları da değil, çok daha geniş bir kesimi de...Köşedaşları polisyazarlar üzerine geldi önce, onu Taraf'tan attırmayı da başardılar zaten.

Sonra onu korkutmak, sindirmek için, geniş bir tehdit ve karalama kampanyası devreye girdi. Geri tepti. Nişanyan geri adım atmak şurda dursun, daha da üzerlerine gitti. Kendileri geri adım atmak zorunda kaldı.

Bu kez, öldürmenin kendilerine çok pahalıya mal olacağını anladılar. Anladılar anlamasına da, bunu hazım etmeleri de mümkün değildi.

Sevan Nişanyan, çekiç misali kalemiyle, kutsal sistemlerinin çürük duvarlarını yıkmakla kalmadı, onların kafasındaki Ermeni imajını da yıktı... Asıl buna öfkeleniyorlar. Asıl buna yanıyorlar.Asıl bunu affedemiyorlar...

Kafalarında nasıl bir imaj oluşturmuşlardı? Ermeni açıktan itiraz etmez. Boyun eğer. Derdini ancak, merhamet dilenerek anlatır. Haksızlığı sineye çeker...Hadi itiraf edelim, birçok Kürdün kafasında da, böyle bir imaj vardır. Ez ne fileylê te me lafı, böyle bir imajın dışa vurumudur.

İşte Nişanyan bunu yıktı...Öldüremiyorlar...Hapse atamıyorlar...Kabullenmeleri de imkansız olduğuna göre, başka bir yol aradılar. Buldular da...

Nişanyan Evleri olarak bilinen küçük otellerini, kaçak yapı diye yıkma kararını aldırdılar.

İşin içinde kaçak lafı geçince, ona destek olabilecek kesimleri saf dışı bırakacaklarını hesap ettiler. Çok da yanlış bir hesap değildi doğrusu. Sol çevre, işin içine sermaye girince, hele kaçak kavramı da buna eşlik edince, geri durdu.

Bu konuya girmeyeceğim, mesele uzar. İsteyen internetten bu konuda bilgi sahibi olabilir.

Yine de şu kadarını söyleyelim. Nişanyan Evleri'ni yıkıma götürecek, kanun, kural, her neyse, bütün Türkiye'ye uygulanırsa, ayakta kaç bina kalır, kimse bilemez. Nişanyan Evleri'nin bulunduğu köyün, başta karakolu, camii ve okulu olmak üzere, hepsinin yıkılması gerekiyor.

Yani dava doğrudan doğruya siyasidir ve ona göre tavır al-mak gerekiyor.

Zaten Nişanyan da, baştan itibaren, meselenin siyasi olduğunu bilerek, siyasi tavır almaya başladı. Aynı köyde Hodri Meydan adıyla 12 metrelik bir taştan kule inşa etti.

Sonra da oradaki malını mülkünü Nesin Vakfı'na bağışladı.

Öyle anlaşılıyor ki, bunlar yine Nişanyan ile başa çıkamayacak, oturup 'ah eski günler, vah eski günler!' diye dizlerini dövecekler.

Aman Nişanyan!

Değneği elinden bırakma!

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28