Ali Nesin'in Kaleminden Sevan Nişanyan

Ali gene bir mektup yazıp bana "deli" dedi.

(1 Mart 2011)

Sevgili Dostlar,

Sevan Nişanyan'ın tüm malvarlığını Nesin Vakfı'na bağışladığını herhalde duymuşsunuzdur.

Bu teşekkür mektubu vesilesiyle size biraz Sevan'ı anlatmak istiyorum. Gazetelere yansıyanlarla anlaşılması mümkün değildir çünkü.

Robert Kolejli Sevan'ın adını ilk gençliğimde duymuştum. İstanbul'un bazı camialarında zekasından ve engin kültüründen efsane gibi bahsedilirdi. İlk kez 35 yıl önce Paris'te yüz yüze geldik. O zamanlar başımı kitaptan pek kaldırmadığımdan üstümde bir etki bırakmamıştı, ama 10 yıl sonra, aynı bölüğe düştüğümüzde, eşi benzeri olmayan biriyle karşı karşıya olduğumu hemen anladım. Birlikte "orduyu isyana teşvik"ten yargılandık. Gözünü kan bürümüş bir savcı 20 yıl hapsimizi istedi. İnsafsız bir hakim istenen cezayı güle oynaya vermeye hazırdı. Gençtik. Göz göre göre ve durduk yerde hayatımız kararacaktı. Zor günlerdi doğrusu. Ama birbirimizi hiç yalnız bırakmadık. O gün bugün dostuz. En çetin sınavlardan geçmiş bir dostluktur bizimkisi.

Cezaevinden kaçma planlarını anlatırdı bana... Makinalı tüfekli askerlerle çepeçevre çevrilmişiz... 20 yıl kodeste çürüyemezdik, belli ki ceza alacaktık, duruşmaların seyri belliydi, kaçmalıydık, anca beraber kanca beraber, nöbetçilerin bir anlık dalgınlığını fırsat bilip pırrr... İçimden "deli mi ne", dışımdan da "olur" derdim; hatta mükemmel kaçma planına katkıda bile bulunurdum kuşkulanmasın diye... Olmaz desem o akşam kaçmaya kalkışabilirdi...

Form kazanmak için 2,5 metre uzunluğundaki hücrede her gün saatlerce döne döne koştu. Ben ranzama uzanmış, hayretle kan ter içindeki bu kararlı adamı izlerdim. Para biriktirmek ve nefesini açmak için günde üç paket içtiği sigarayı cezaevinde bıraktı. Ciddiydi yani. Neyse ki aklandık, kolay olmadı ama aklandık. Yoksa bugün delik deşik olmuş cesedimiz kimbilir hangi servinin altinda yatıyor olacaktı, çünkü, adım gibi biliyorum, bir geceyarısı beni dürterek uyandırıp "hadi" diyecek ve kaçmaya ikna edecekti.

Bu, Sevan'ın beni ilk öldürme çabasıdır. Son olmadı, daha sonra sık sık denedi!

Hakkari'nin mayın döşenmiş yollarına sürükledi peşinden. Uçurumlarla sona eren ıssız yollara girdik. Girilmesi tehlikeli ve yasak bölgelerde kim vurduya gideceğiz, son sözlerim "ah yandım!" olacak diye kaç kez yüreğim ağzıma geldi. Ama yiğitliğe krem sürdürmedim. Ne o? Sevan taş üstünde taş bırakılmamış bir kilise görecek...

Bir başka gün iki çocuğumu birden alip Ege dağlarında küçük bir kır gezintisine çıktı. Şafağın sökmesine az kalmıştı çocuklarımı yeniden bağrıma bastığımda... Devasa kayayı aşamayan külüstür Kartal'ı kayanın tepesinde bırakıp dağın öbür tarafına yürüyerek inmişler... Hangi güzergâhı seçmişlerse...

En kötü mevsimde Kaçkar dağlarını ayağımızda mokasenlerle aşmaya kalktık. Keçilerin bile "anneee" diye bağırıp kaçacakları daracık patikalardan geçtik, derinlikten gökyüzü mavisine çalan yarları tırnak gücüyle aştık. Tam bir çılgınlık! İlk kez orada onu yalnız bıraktım. İkna etmesine fırsat tanımadan, görünürde yokken sıvıştım. Hala daha utanırım, ama el insaf, bir günde bir insan kaç kez ölüm tehlikesi atlatmaya tahammül edebilir ki? O ise anlaşılan Azrail'le benden daha samimiydi.

Gürcistan iç savaşının tam göbeğinde bulmuştur kendini. Bu maceradan birkaç yıl önce Sri Lanka hapishanelerinde yatmışlığı vardır. Peru dağlarındaki akıllara durgunluk veren maceraları başlı başına bir hikayedir. Daha neler neler... Allah'ın sevgili kulu olmalı ki hala hayatta.

Ancak çizgi roman kahramanlarının böyle bir yaşamı olabilir; o da ancak üçü beşi bir araya gelirse!

Acaba bu satırlar nasıl bir vakayla karşı karşıya olduğumuzu yeterince anlatabildi mi? Sevan değerlendirilirken ya da yargılanırken harcıalem kriterler bir yana bırakılmalı.

Dostluğumuzun kavgasız gürültüsüz geçtiği sanılmasın. Birbirimizin gözünü oymamıza ramak kaldığı anlar oldu!

Bu arada, kavgada acımasızdır, söyleyeyim. Haklı olduğuna inanmayagörsün, karşılaştığı her türlü direnç onu daha da azdırır. Bu gibi durumlarda hiç ses çıkarmayın, ortalıkta görünmeyin, tepki göstermeyin. Bir zaman sonra yelkenleri suya indirecek ve cüssesine tezat bir zerafetle yanıbaşınızda beliriverecektir. Yaramaz bakışlarına dayanamayıp kucaklaşırsınız.

Tanıştığımızda siyasi düşüncelerimiz birbirine zıttı. Beni etkilemediğini söylemek yalanların en büyüğü olur. Ama bugüne dek ne o benim düşüncelerimi temelden değiştirebildi ne de ben onun. Tam tersine her ikimiz de daha uç noktalara vardık. Düşünce ayrılığından düşmanlık değil, zenginlikler doğdu. Şu ironiye bakın ki varımızı yoğumuzu Nesin Vakfı'na verdiğimizden şu an itibariyla ikimiz de züğürtüz!

Tüyler ürpertici düşüncelerini duyduğumda hiç karşı çıkmam, en iyi yaptığım işi yaparım: Dinlemek. Bakalım nasıl savunacak, işin içinden nasıl sıyrılacak diye merakla beklerim. Neyi savunduğundan çok, neyi nasıl savunduğu önemlidir.

Şunu da ekleyeyim, gün gelir gerekir: Sevan'a karşı haklı çıkmanın tek bir yolu vardır, baktığı bakış açısını reddetmek. Çünkü Sevan, yakaladığı bakış açısının sonuçlarına acımasızca katlanır ve tek bir mantık hatası yapmadan, eşsiz bir belagatla sizi peşinden sürükler. Çocukluğunuzdan beri inandığınız değerlerin gözünüzün önünde lime lime edildiğine tanık olursunuz. Sessiz sedasız yol alırken kayalarda parçalanan bir dalgaya benzersiniz, daha Türkçesiyle eşek tepmişe dönersiniz.

Olumsuz her türlü durumu lehine çevirme konusunda üstüne yoktur. Örnek: Jandarmalar eşliğinde hapse giderken yolda beni aradı. Durumu anlattı. Çok üzüldüm tabii. "Merak etme, dedi, hapisten çıktığımda iyi ki hapse girmişim diyeceğim". Aynen dediği gibi oldu. Türkçenin etimolojisi üzerine muhteşem bir eser ortaya çıktı.

Sevan'ın şu anda Nesin Vakfı'na ait olan Şirince'deki eserleri üzerine bir iki satır illa ki gerekiyor.

Şirince günün birinde sit alanı ilan edildi ve akabindeki 27 yıl boyunca köyün imar planı yapılamadı. Çivi çakılmıyordu. Mecazi anlamda değil, gerçek anlamda çivi çakılmıyordu. Kimileri yasaların yaşama değil, tam tersine yaşamın yasalara uyacağını sanıyor! Akılsızlığın dik alası, halkı yok saymanın had safhası. Herkes gizli saklı ve korka çekine tadilat ve kaçak inşaat yaparken, Sevan bunu alenen, göstere göstere yaptı. Vatandaşa zulmeden bir yönetimi tanımıyorum ve bunu da cümle aleme ilan ediyorum dedi. Üstüne üstlük bir de "Hodri Meydan Kulesi" dikti!

Ta ilk gençliklerinden beri bozuk düzeni yıkmaya çalışanların istisnasız hepsinin Sevan'ı kutlayacağını ve hatta kahraman mertebesine yükselteceğini zannedersiniz değil mi? Hayır, öyle olmadı. Meğer bozuk düzeni yıkmak bazıları için soyut bir kavrammış; bir tür hobi diyelim! Bozuk düzen bugüne dek yıkılmadığından bunun böyle olduğunu tahmin etmeliydik!

Sevan'ın yarattığı yerler, "öldüm de cennete mi geldim" dedirtecek güzelliktedir. Meleklerle huriler nerde kaldı diye sağınıza solunuza baktırır. Oysa yaptığı şey son derece basittir: Doğanın eksiklerini tamamlar! Aklınız başınıza geldiğinde, ben niye bunu düşünemedim, benim neyim eksik diye kendi kendinizi yersiniz.

Şu an itibariyla Nesin Vakfı dünya çapında eşsiz bir güzelligin sahibidir. Bu yükün altından nasıl kalkacağız bilmiyorum. Sevan'ın özgürlüğü anlaşılan bizim esaretimiz!

Keşke bu güzelliğe bu kadar kolay konmasaydık, keşke bizim de bir katkımız olsaydı...

Borcumuz olsun. Nesin Vakfı çocukları bu güzelliği idrak edecek ve yaratacak kapasitede yetiştirilecektir.

Sadece Nesin Vakfı'nın şimdiki ve gelecek nesilleri adına değil, (bu hakkı kimseye sormadan alarak) insanlık adına da Sevan'a teşekkür ederim.

Yorumlar

• Son zamanlarda bir solukta ve bitmesini istemeyerek okuduğum yazı...

• Böyle dostum olsun, 10 trilyon borcum olsun dedirten bir yazı yazmış Ali Nesin

• ya biz gercegiz siz gercek disi,ya siz gerceksiniz,biz gercek disi..ama mükemmelsiniz..

Oktay Ekşi: Uzaktan hem kızdığım, hem taktir ettiğim ama özünde katiyyen anlayamadığım bir kişiyi (hoş o da benim kendisini anlamamı beklemez) çok iyi anlatmışssınız. Anlayamadığımı söyledim ama yazınızın "kızdığım" adamı "sevimli bulduğum"a çevirdiğini itiraf etmeliyim. Belli ki Sevan Nişanyan, hepimizin ihtiyacı olan çılgınlardan (delilerden derdim ama hakaretimsi bir anlam içersin istemiyorum) biri. Onu hep birlikte korumalıyız.

• Sevan Nişanyan'ın zulmüne bunca senedir dayanmak kolay değil:) Eşim de psikiyatrist, deminden beri telefonda birbirimize yazının değişik bölümlerini okuyup, Sevan Nişanyan için "deli bu adam" deyip duruyoruz. Bu ülkeye, bu dünyaya daha çook böyle deliler lazım!

• Aldığımdan bu yana döne döne okuyorum bu iletiyi. Gülerek ve arada yaşlı gözlerle. Bilmem farkında mısın, fakat sende de (başka yeteneklerin yanısıra) müthiş bir mizahi yazı yeteneği var. Doğrusu biraz da utandım okuduklarımdan. Sevan Nişanyan için basında çıkan dedikoduların etkisinde kalmışım. (...) Sevan'ın yaptığı bunca muazzam işler arasında O'nun ismi geçince bu yanlış ifade edilmiş öfke anını hatırlamak haksızlık. Bana bunu gösterdiğin için teşekkür ederim canım kardeşim. Sevan'ı tanımamak ne büyük bir eksiklik....

Malını mülkünü Vakfa bağışlaması birçoğumuz için bir esin kaynağı olsun. Şu anda kimselere bağışlanacak mal mülk sahibi değilim ama olduğunda ne yapacağıma karar verilmiştir.

• sevan nişanyan ve ali nesin, bu ülkedeki az sayıdaki gerçek solcudandırlar. asla kemalist ve gizli chp kuyrukçusu olmamışlardır, aslında faşist olupta utanmadan solcuyum(!) diyenlerden de değillerdir. İkisini de kutluyorum, geleceğin özgürlükçü solunu oluşturma yolunda sizlere ihtiyacımız var...

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28